BETONART MİMARLIK YAZ OKULU 2019-ALPER AKSOY ARCHITECTS

TÇMB’nin 2002 yılından beri “BETONART” markası altında mimarlık öğrencilerine yönelik düzenlediği BETONART Mimarlık Yaz Okulu’nun 18.’si, 27 Temmuz- 6 Ağustos 2019 tarihleri arasında Ankara’da, TOBB-ETÜ Üniversitesi ev sahipliğinde Baştaş Çimento ve Konya Çimento’nun ana desteğiyle gerçekleşti.

Akademik Danışmanlığını Nur Çağlar, küratörlüğünü Selda Bancı’nın yapacağı BETONART Mimarlık Yaz Okulu’nun bu yılki teması: “stan.dart.laş.tır.ma”.

Atölye lll / RefleX

Moderatörler:  Alper Aksoy - Yunus Özmerdivenli - Serkan Karaaslan 

Asistanlar :Emre Cansever - Sena Tokmak

Katılımcılar: Melih Baktır - Merve Civcik - Ece Nebile Onulay - Elif Turna - Melih Yavuz 

   Standart; her ne kadar çerçeveye oturtulmuş tanımlı bir kavram gibi gözükse de ,hayatın akışı içerisinde-tıpkı mimarlıkta olduğu gibi-ihtiyaçlara, koşullara, maddeye ,mekana, zamana ve hatta duyulara göre farklılık gösterebilen bir kavramlar bütünüdür.

   Bu tanım değişen ,gelişen ya da yok olan koşullarla birlikte ilerlemiş; tekrar tekrar tanımlanarak ‘’yeni standartlara’’ oturtulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda ‘’standart’’ kavramının ;bir devinim içinde var olan sürdürülebilir bir kavram olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

  Bu önermeyle birlikte; mimarideki standart kavramının sürdürülebilirlik temeli ; mimari tasarım yaklaşımlarından geçtiği söylenebilir. Mimari tasarımın; gelişen ,değişen ya da yok olan ihtiyaçlara cevap verebilir nitelikte esnek ve modüler olması , zamana ayak uydurarak var olabilmesini sağlayacağı gibi; sürekli güncellenen standart kavramına, mimaride sürdürülebilir bir cevap niteliğindedir.

    Atölye lll ; ürettiği modüller ile standart kavramına bir cevap oluşturmuş standardın içinde var olan sürdürülebilirlik kavramına yaklaşımını ise modüllerin koşullara bağlı olarak eklemlenebilmesi ve her daim ‘’güncel’’ kalabilmesi durumlarıyla tanımlanmıştır.

    Atölye lll’ü yaptığı tasarımla ortaya sunduğu tartışma; beton ‘’tuğla’’nın farklı kombinasyonlarda bir araya gelmesi değil kalıcı olmayı vaad etmesi ya da tasarımın koşullara bağlı olarak ‘’hiçbir zaman’’ nihayete ermeyebileceğini sorgulamasıdır. Açık tasarım ve yapım yöntemi önerisi ile mekanın değişen koşullara cevap verebilmesi ve ‘’refleX’’ gösterebilmesi amaçlanmıştır.

   Tasarımın bağlamıyla ilişkisine bakıldığında ; konum olarak üniversite içerisinde dolaşımın merkezinde olup teknoloji binası ve ana binadaki insan hareketliliğinin kesişim noktasında yer almaktadır. Tasarım sürecinde modüllerin eklemlenmesinde insan hareketliliği ve hareketten kaynaklı değişen perspektif görünüm etkili olmuştur. Tasarımın içinde bulunduğu zeminle teması düşünüldüğünde ise tasarımla bağlam keskin bir sınırla bölünmek yerine , bağlamında tasarım zemini içerisinde devam etmesi böylece tasarım ve bağlam ilişkisinin kopmaması sağlanmıştır.